Background Image
Previous Page  5 / 36 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 5 / 36 Next Page
Page Background

5

SUNUŞ

2013 yılında, Türkiye ile AB arasındaki ilişkinin hukuki

zeminini oluşturan Ankara Anlaşması’nın imzalanmasının

ellinci yılı geride kaldı. 2015 yılında ise, Türkiye-AB üyelik

müzakereleri sürecinin onuncu yılına girmiş bulunuyoruz.

AB süreci Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal dinamizmini

artırması, demokrasi ile insan hakları alanlarında gelişme

göstermesi ve önemli bir bölgesel güç ve ekonomik aktör

haline gelmesinde kuşkusuz önemli bir rol oynadı. AB ile

olan ilişkiler Türkiye’yi daha ileriye taşıyan bir kaldıraç görevi

gördü. 1987 yılında tam üyelik başvurusu, 1996’da Gümrük

Birliği, 1999’da AB adaylığı ve 2005’te müzakerelere

başlanması, Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerinde kilometre taşı

olurken, Türkiye’de yapılan reformlar, ülkeyi toplumsal refah

ve gelişmişlik açısından bir üst lige taşımaya yardımcı oldu.

Müzakere sürecinde bugün gelinen nokta ise oldukça

düşündürücü: Türkiye, müzakerelerde onuncu yılını

geride bırakmaya hazırlanırken, bugüne kadar sadece 14

fasıl müzakerelere açıldı, yalnızca bir tanesi geçici olarak

kapatıldı. Oysa ki Türkiye, Hırvatistan ile aynı gün üyelik

müzakerelerine başlarken, Hırvatistan Temmuz 2013

tarihinde AB’nin 28’inci üyesi olarak Birlik’e katıldı.

Müzakere sürecindeki durağanlığa ek olarak kimi AB üye

ülkelerinin süreci yavaşlatmaya yönelik tutumları, bazı

fasıllara getirilen tek taraflı blokajlar, 30 yılı aşkın bir süredir

Türkiye vatandaşlarına yönelik uygulanan vize zorunluluğu,

artık kronikleşen Kıbrıs meselesi ve Türkiye’nin ekonomik

açıdan Avrupa’ya entegrasyonunun temel adımını oluşturan

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi tartışmaları ise, sürecin

arzu edilen ivmede ilerlemesini engellemeye devam ediyor.

Her nekadar katılımmüzakereleri süreci, salt açılış vekapanış

kriterleri bazında ilerleyen teknik bir süreç olarak algılansa da

müzakere sürecinin ilerlemesinde, bukriterlerinkarşılanması

için hayata geçirilen reformlar kadar, toplumsal desteğin

sağlanması da büyük önem taşıyor. 2014 yılının Türkiye’de