6
‘AB Yılı’ olarak ilan edilmesinin ardından, 62’nci Hükümet’in
kurulmasını takiben Türkiye’nin iletişimi de kapsayan yeni
bir AB Stratejisi benimsemesi, AB üyelik hedefinin ülke
gündeminde öncelik teşkil etmeye devam ettiğinin ciddi bir
işareti. Ancak bu noktada önemli olan, ortaya koyulan siyasi
iradenin ve yapılan çalışmaların, Türkiye kamuoyunda ne
derece sahiplenildiği ve benimsendiği sorusu.
Bilindiği üzere AB ile ilgili kamuoyu araştırmaları, Avrupa
Komisyonu tarafından düzenli aralıklarla gerçekleştiriliyor.
Eurobarometer isimli araştırmalar, AB’ye ilişkin çeşitli
göstergeleri analiz ettiği gibi, Türkiye ve aday ülkelerin AB’ye
yaklaşımlarını değerlendirmeye olanak sağlayacak verileri de
ortaya koyuyor.
Eurobarometer
sonuçlarında,
2001
yılında
Türkiye
kamuoyunun AB üyeliğine verdiği destek (“Türkiye’nin
AB’ye katılımı iyi bir şey olur” ifadesi ile ölçülmektedir)
%59. Müzakerelere başlama kararının verildiği tarih olan
2004 yılına kadar bu destek artarak devam ederken, 2004
yılında %71 ile en yüksek seviyeye ulaşmış durumda. 2004
yılından sonra ise Türkiye kamuoyundaki ABdesteğinde ciddi
düşüş yaşandığı gözlenmekte. 2005 yılında destek oranı
%59’a gerilerken; 2007 ve 2008 yıllarında %50’nin de altına
düştüğü görülüyor. Aynı araştırmanın sonuçlarına göre son
yıllarda destek %50’nin az altında veya az üzerinde bir seyir
takip ediyor.
Mevcut durumda, Avrupa Komisyonu başta olmak üzere,
farklı kurumlar tarafından gerçekleştirilen çalışmaların
ışığında, Türkiye kamuoyunun AB’ye bakışına yönelik bir
değerlendirme yapmak gerekirse, özellikle belirtilmesi
gereken nokta, Türkiye’de AB üyeliğine verilen desteğin yıllar
içinde göreli bir istikrar gösterse de, son dönemde düşüş
yaşandığı yönünde. Desteğin düşüşüne paralel olarak, AB
üyeliğine olan inanç ve AB üyeliği beklentisi de azalıyor.
Son 10 yılı müzakereler olmak üzere, 50 yılı aşkın süredir
Türkiye’nin Avrupa ile sürdürdüğü ilişkide üyeliğe ilişkin
toplumsal mutabakatın bulunması, hiç şüphesiz sürece




